-
Ra Devrim KALKAN
Tarih: 21-07-2026 18:32:00
Güncelleme: 21-07-2026 19:03:00
Son bir haftadır nereye gitsem insanlar Konyaaltı Sahili'nin kirliliğinden bahsederken kaptıkları mantar türevi hastalıklardan bahsetmeye başladı... Konuştuğum bazı insanların şikayetleri arasında göz enfeksiyonu, deride mantar, vücudunda kızarıklık ve halsizlik gibi yakınma ve şikayetler kendini gösterdiği anlaşılıyor. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi sahilin bazı bölümleri sanki çöp kamyonu ile çöp dökülmüş gibi rezil durumda bir görselle de kendini gösterdiğini anlıyoruz. Bu iddialar hadi neyse derken bir kaç kişiden gerçekten panik yaratacak iddialar duyunca meseleyi enine boyuna araştırmaya karar verdim.
İddialar düşündürücü !
* Kamuoyundan gelen ilk iddiaya göre Başta Büyükşehir olmak üzere ASAT'ın sorumluluğunda bulunan Hurma bölgesindeki arıtma tesisinin derin deniz drenaj tahliye borularında kaçak olduğu ve bu kaçaktan denize sızıntı olduğu ile ilgiliydi.
* Bir diğer iddia ise denize dökülen derelere bazı binaların veya otellerden kaçak poseptik veya atık tahliyesinin gizlice verildiği yönündeydi...
Yine bir başka çarpıcı iddiaya göre: Konyaaltı Kuşkavağı Mahallesi olarak bilinen ve yine mahallenin sınırları içinde yüzlerce yıldır göçmen kuşlarının uğrak yeri olan doğal kuş cenneti yani sazlık ve göletlinin hemen kıyısına veya bir bölümüne yapılan yüksek katlı bloklar ile ilgiliydi...! Muhittin Böcek'in Konyaaltı Belediye başkanlığı döneminde doğal milli park ilan edilmesi gerekirken, üç ayrı bloktan oluşan ve 14'er katlı inşa edilen binaların bulundukları konum itibarı ile Konyaaltı Sahili'ne dökülen dereden dolayı denizi kirletebileceği yönünde iddialar da mevcuttu... Bu iddialar dedikodu türevinde görünse de bir iddia daha var ki gerçekten çarpıcı nitelikte !...
İŞTE O ÇARPICI İDDiA !...
Denizlerimiz gizli bir el tarafından özellikle sabote edilerek kirletiliyor olabilir mi ?...
Gerçekten düşündürücü ve çarpıcı bu iddia benim de dikkatimi çekti !
Başta bu iddia olmak üzere tüm şüpheler üzerine araştırmalara başladım...
Öncelikle sahilin belli bölümlerini yerinde gidip gördüğümde gerçekten deniz yüzeyi inanılmaz kirli çöp ve türevi atıklarla karşılaşıyorsunuz... Hatta iyice kıyıya giderek çöp olarak nitelendirilen posanın türevi dikkatimi çekti. Dikkat çekici olan çöp diye tabir ettiğimiz yüzeydeki posanın minik parçacıklardan oluşan bir yapıya sahip olduğu dikkatimi çekti. Bu parçacıkların geneli plastik, sert karton parçacıkları, lastik, naylon ve benzeri türevlerinin sanki kıyma makinasından geçmişte denize salınmış gibi bir oluşum ihtiva ediyordu. Yani sahile vuran ve yüzen ifrazat gibi sahillerimizin belli bölümlerini kaplayan bu posanın talaş parçacıklarından biraz daha büyük ve yaklaşık iki milim ile beş milim arasında değişen ve birleşince deniz yüzeyinde çarşaf gibi bir yapı oluşturan öbeklerden oluşuyordu. İlginç olan ise bu öbeklerin içerisinde iri parçalı çöp veya atık görmek zordu...
Ancak işin bu yönünü bir kenarda saklı tutarak bu durumun nedenini bulmadan önce denizlerimizden sorumlu kurum ve kuruluşların ve tesislerin ne aşamada oldukları ve ne gibi tedbir ve önlem aldıkları gibi bunları öncelikle belirlemeli ve betimlemeliydi.
Tabi ki vatandaşların yaşadıkları sağlık sorunları ve şikayetler bir kenara gerçekten bugüne kadar görülmemiş bir kirliliğe şahit oluyorsunuz.
ASAT'DAN İKİ AYRI GÖRÜŞ !..
Murat Mert Otuzaltı ne dedi ?...
Bu işin içinde bir şey var duygusu ile Konyaaltı Sahilinde yaşanan bu durumla ilgili sorumlu kurumları sırayla aramaya başladım. Tabi ki önce arıtmadan sorumlu ASAT Atık Su Arıtma Tesisi Daire Başkanı Murat Mert Otuzaltı ile telefonda görüşerek iddiaları kendisine ilettim. Kendisi bana sistemin nasıl çalıştığını ve bu sistemin Türkiye'de bile ender tesislerden birisi olduğunu belirterek en küçük bir kaçağın olamayacağını ve sürekli denetimlerin çok titizlikle yapıldığını izah etti.
Nejat Erol ne dedi ?..
Yine ASAT'dan bir görüş daha almak istediğim için yine ASAT Genel Müdür Yardımcısı Nejat Erol ile de telefonla görüşerek aklımdaki soruların cevaplarını aradım. Kendisi de sabırla tüm sorulara açıklıkla cevaplar vererek şüpheye yer vermeyecek şekilde iddialara karşı cevaplarını tek tek sıraladı. Ben uzun uzun anlattıklarını yazmayacağım ama tesisin ve sistemin titizlikle çalıştığını hatta asla hata olamayacağını üstelik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilerince hem uydudan hem de bir çok şekilde denetim ve kontrollerin her gün yapıldığını da sözlerine ekledi...
VALİLİK BASIN PROTOKOL ÖZVERİLİ
Tabi öte yandan Antalya Valiliği Basın Müdürü Ramazan Kızılkaya ile görüşerek konuyla ilgili kendisinden de çok geniş çaplı bir bilgi edindim. Ramazan Müdürümle konuşurken Sayın Antalya Valimiz Hulusi Şahin'in eşi Ebru Şahin Hanımın Antalya sahillerinin temizliği, hijyeni ve bakımı ile ilgili hazırlanın Mavi Akdeniz İnisiyatifi projesinin koordinatörü olduğunu da öğrendim. Başta Antalya Valimiz Hulusi Şahin olmak üzere eşi Ebru Hanımın Antalyamız adına geliştirdikleri bu muhteşem proje ve çalışmaları için kendilerini kutluyorum. Anladığım kadarıyla denizlerimiz konusunda valiliğimizin standarttın üstünde büyük bir özveri ile çalışmalar yaptığını görüştüğüm diğer kurum yetkilerinin konuşmalarından da anlıyorum....
CAN ALICI BİLGİLER
İsmail Öntaş ne dedi ?
Meseleyi en ince detayına kadar araştırdığım konu ile ilgili çok önemli doneler Çevre ve Şehircilik ve İklim değişikliği il Müdürü İsmail Öntaş tarafından geldi. Kendisi konuya oldukça hakim ve her aşamasını en ince detayına kadar bilen Öntaş, geçtiğimiz yıllara oranla sahillerimizde yaşanan
kirlilik ile ilgili ciddi çalışmalar yaptıklarını detaylı bir şekilde anlattı. Yine Öntaş, deniz kirliliği ile ilgili sıkı denetimlerin yapıldığını ifade ederken, "Önceki yıllara oranla daha emin kararlı denetimler yapıyoruz. Örneğin plastik geri kazanım tesisleri başta olmak üzere atık su arıtma tesisleri ve çeşitli turistik tesisler gibi birçok alanda baskın denetimler yapıyoruz. Sayın Valimiz Hulusi Şahin önderliğinde ve koordinesinde ciddi şekilde çalışıyoruz. Konun önemine ilişkin sürekli toplantılar düzenleyerek alınan kararları saha da süratle uyguluyoruz" şeklinde konuştu ...
Bu arada Öntaş müdürümüzden bir gerçeği daha öğrenmiş oldum. Deniz kirliliğinin ilk olarak Adana ve Mersin bölgesinde başladığını ve bu posanın bu sene Antalya'ya yoğun bir şekilde ulaştığını ve bu kirliliğin Antalya, Kemer ilçemizi de geçerek Kaş sahillerine doğru gittiğini açıkladı. Yine İsmail Öntaş Müdürümüz bir çarpıcı gerçeği daha dile getirince şaşkınlığımı gizleyemedim. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Valiliğinde önderliğinde Antalya Büyükşehir Belediyesinin yaz sezonu öncesinde uyarıldığını ve acilen deniz süpürgesi aracını hizmete sokmaları gerektiğini kendilerine bildirdiklerini ancak, bu konuda geç kaldıklarını anlattı.
Valimizin sloganı çok doğru: "Herkes denizini süpürecek artık"...
Yine Çevre ve Şehircilik İl Müdürü İsmail Öntaş, Antalya Valisi Hulusi Şahin'in bir sloganını dile getirerek önümüzdeki süreçle ilgili yeni bir anlayışla meseleye çözümler getireceklerini dile getirdi.
Buna göre artık sahili olan her otel, her belediye bünyelerinde deniz kirliliği konusunda ciddi önlemler almalı gerektiğini belirten Öntaş, yine bu tesisler ve kurumlar artık bünyelerinde mutlaka deniz süpürgesi bulundurmaları gerektiğine vurgu yaptı. Öte yandan Öntaş Müdürümüz, bu konu ile ilgili de ileriki süreçte yeni yönetmelikler oluşturulması için gerekli çalışmaları sürdürdüklerini de anlattı.
Yani Antalya Valimiz Hulusi Şahin'in sloganı ve felsefesi veya söylemi olan denize kıyısı olan her tesis, kurum, kuruluşun, 'denizinin önünü süpürmesi' gerektiği bilincini topluma aşılamalıyız diye düşünüyorum.
Yani sayın Valimize yürekten katılıyorum...
Tabi bu belediyeler şuan sokakları bile doğru düzgün süpürmüyor ki denizi süpürsün. Sokaklar kaldırımlar hiçbir şekilde bir turizm şehrine yakışır şekilde temiz olmadığını hepimiz biliyoruz. Ama inanıyorum ki bu konuda sorumlular gereken hassasiyeti en kısa sürede gösterecektir.
BÜYÜKŞEHİR'E DENİZ SÜPÜRGESİ...
Mustafa Yıldırım ne dedi ?...
Tabi burada büyükşehir bünyesinde deniz süpürgesi kaç adet var ve kıyı kirliliği konusunda nasıl bir çalışmaları var; ondan da emin olmak adına Antalya Büyükşehir Belediyesi Deniz ve Kıyı Yönetimi Şube Müdürü Mustafa Yıldırım ile de telefonda görüştüm. Şube Müdürü Yıldırım ile yaptığım görüşmede sahillerimizde yaşanan bu durumun bilincinde olduğunu heyecanla verdiği bilgilerden anladım. Sayın Yıldırım'ın verdiği bilgilere göre halihazırda büyükşehir bünyesinde bir adet deniz süpürgesi olduğunu ve onun ise sahillerimizde en acil neresi varsa oraya görevlendirildiğini anlattı. Deniz süpürgesinin şuan Kemer ilçemiz sahillerinde çalıştığını belirten Şube Müdürü Yıldırım sözlerine şöyle devam etti; "Antalya Valimiz Sayın Hulusi Şahin'in girişim ve desteği ile büyükşehir bünyesine ilave deniz süpürgesi alınabilmesi için gereken desteği ve hassasiyeti göstererek çeşitli girişimlerde bulunması bizi onurlandırdı. Sayın Valizimin desteği ile belediye bünyemize 3 adet daha deniz süpürgesi aracı almak için Cumhurbaşkanlığı yatırım programına girdik. Hatta resmi gazetede yayınlandı. Öte yandan da Dünya Bankası'na da bu konu ile ilgili de müracatta bulunduk. Denizlerimizin kirliliğinin farkındayız ve elimizden gelen her türlü çabayı gösteriyoruz" şeklinde konuşarak hiç bir yerde yayınlanmamış bilgileri benimle paylaştı. Kendisine teşekkür ediyorken anlıyoruz ki bu alanda da çalışmalar Sayın valimizin desteği ile dikkatle devam ediyor...
Gelelim şimdi İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı HALK SAĞLIĞI Başkanlığı'na....!!!
Hacer Nur Yüce ne dedi ?
Aslında bu araştırma yaklaşık dört gün önce siz değerli okuyucularıma yani Antalya kamuoyunun bilgisine, yayına verilecekti. Ancak, Halk Sağlığı Başkanı Sayın Hacer Nur Yüce hanıma ulaşmak mümkün değil. Kendisi ile görüşmeden vatandaşlarımızın şikayetleri ile ilgili doğru bilgiyi almadan çalışmamı yayınlayamazdım. Kendisine en sonunda dün ulaşabildik. Kendisi ile görüştüm ve geri dönmemesi ile ilgili mazeretini dile getirmesinin üzerine saygı ve anlayışla karşılamıştım. Kendisi ile yaptığım telefon görüşmesinde yine de önemli bilgileri kısmen de olsa alabildim. Antalya Halk Sağlığı Başkanı Nur Yüce, denizlerimizden kaynaklanan mantar veya başka hastalıklara neden olan herhangi bir tespitin olmadığını dile getirerek, "Evet sahillerimizde yoğun bir kirlenme ile ilgili şikayetler ve bilgiler alıyoruz. Konunun sağlık açısından takipçisiyiz. Zaten başkanlığımız olarak sürekli numuneler alarak her türlü mikrobik tahlilleri yapıyoruz. Dediğim gibi şuan deniz kaynaklı bir hastalığı taşıyan herhangi bir vatandaşımızın hastanelerimize başvuru kaydına rastlamadık" gibi ifadelerle duruma açıklık getirdi. Yine vatandaşlarımızın tedirgin olmasını gerektirecek bir durumun olmadığını belirten Başkan Yüce, kurum olarak her türlü tetkik ve alınan numunelerin test çalışmalarını yaptıklarını dile getirdi. Kendisi hangi bölgelerden numune aldıklarını, bugüne kadar kaç numune aldıklarına dair bilgileri bana göndereceklerini söylemelerine rağmen bir dönüş olmaması da düşündürücü...
ANTALYA MEDYASI KONUNUN TAKİPCİSİ
İdris Taş ne dedi ?...
Bu arada kamuoyunda; 'basın, turizm etkilenmesin diye gerçeği saklıyorlar' fenomenine AGC yani Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı'ndan da bir açıklama geldi....
AGC Başkanı İdris Taş, Antalya basının özgür ve hür iradeye sahip bir medyası olduğunu dile getirerek, "Türkiye'nin tüm sahilleri bizim için önemlidir. Hele ki turizmin başkenti Antalya her şeyden önemlidir. Biz başta Antalya halkı olmak üzere tüm ülkemizde kamuoyunu ilgilendiren bir konu var ise vatandaşımızın çıkarları doğrultusunda gereken hassasiyeti gösterir ve konunun takipçisi oluruz. Halkımızı ilgilendiren bir konu olursa da vatandaşlarımızı anayasal haklar doğrultusunda bilgilendirme özgürlüğü çerçevesinde ve yine kamuoyu çıkarları doğrultusunda tüm Antalya medyasının görevini ifa ettiğinden de halkımızın şüphesi dahi olmasın. Kaldı ki şuan sahillerimiz evet bir kirlilik yaşıyor ve biz konunun bilincindeyiz. Başta sayın Valimiz Hulusi Şahin olmak üzere tüm kurumlarımızın özveri ile caba sarf ettiklerini de görüyoruz. Kamuoyumuz rahat olsun" şeklinde konuşarak işin medya ayağı konusuna da açıklık getirmiş oldu. Anlaşılan o ki vatandaşlarımızdan gizlenen her hangi bir durum söz konusu değil...
SONUÇ OLARAK
Şimdi yaptığım araştırmalar ve tüm görüşmelerin genelini değerlendirecek olursak sahillerimiz konusunda başta Antalya valiliği olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlar görevlerini özveri ile yerine getirdiklerini anlıyoruz. Ama orta da bir gerçek hala var; O da şu ki sahillerimiz bir çöp yani atık saldırısı altında. Bu durumda yayılarak devam ediyor ve daha önemli acil eylem planları ile durumu kontrol altına almak gerekiyor gibi görünüyor.
SAHİLLERİMİZ SALDIRI ALTINDA
Benim burada çok fazla dile getiremeyeceğim ancak bir nebzede olsa meselenin kaynağı konusunda bir iddiam ve tespitim mevcut. Bunu kamuoyu ile buradan (belgem olmaması nedeni ile) yüzeysel de olsa paylaşmak istiyorum; Bana göre ülkemiz dışında başka ülkelerden gemilerle toplanan çöplerin, Türkiye'ye transferi esnasında açık denizlerde çöplerin gemilerde öğütülerek denize tahliye edildiği fikrindeyim. Benim bu iddiamı ortaya atmamda ki en önemli detay Ankara'da görüştüğüm bazı kaynaklardan edindiğim yorumlardan çıkarıyorum. Bu iddialar üzerine yukarıda da bahsettiğim gibi çöplerin bir ölçüde öğütülmüş şekilde denizin üzerinde yüzdüğünü de görünce iddiaların doğru olabileceği konusunda endişelerim var...
PEKİ NE YAPILMALI ?
Antalya turizmin başkenti ve bu şehir sadece bizim değil tüm ülkenin...Mesela İstanbul veya Ankara'da yaşayan vatandaşlarımızın da bu şehire sahip çıkmaları gerekiyor. Dolayısı ile herkes elini taşın altına koymalı ki bu problem çözülmeli...
Bu araştırmayı yaparken gördüm ki Antalya Valimiz Hulusi Şahin'in bu işe gerçekten büyük özveri ile baş koyduğu gerçeğini görüyorsunuz. Bence bu saatten sonra bu mesele lokal olmaktan çıkmış ulusal bir mesele haline gelmiş gibi duruyor. Yani bana göre sahillerimiz kasıtlı olarak bir saldırı altında..!. Burada kasıt, turizmi baltalamakta olabilir veya çöpleri başka ülkelerden alan firmaların çöpten kurtulmak için uyguladığı bir yöntem de olabilir.
Bu veya tahmin edemediğimiz başka nedenlerde var olabilir ki artık devletimizin bu işe el atarak meselenin ne kadar vahim ve milli bir durum olduğu bilincine varılmalıdır. Çünkü bu kirlilik ilk olarak yaklaşık üç yıl önce başladığı ile ilgili tespitler var. Bence uluslararası denizlerde çöp nakliyesi yapan gemiler uydudan takip edilerek gereken müdahaleler yine uluslararası haklar çerçevesinde gerekirse sert bir yöntemle müdahale edilerek mesele kökünden çözülmelidir.
Çünkü bu mesele artık milli bir mesele haline gelmiş ve bir saldırı altında olduğumuz açıkça ortadadır...!
Bu konuda emeği geçen herkesi kutluyor esenlikler diliyorum....
Araştırmacı Gazeteci Yazar
Ra Devrim Kalkan