-
A.Erol GÖKSU
Tarih: 27-05-2026 20:04:00
Güncelleme: 27-05-2026 20:04:00
İçinde yaşadığımız çağımızın hayatının vitrininde bazı semboller vardır. Onları gördüğümüzde içimiz rahatlar, sorgulamayı bırakırız. Beyaz önlükler, parlak tezgâhlar, düzenli raflar… Son yıllarda bu görüntülere bir yenisi daha eklendi: siyah tek kullanımlık eldivenler. Özellikle gıda sektöründe, siyah eldiven artık neredeyse “hijyen” ile eş anlamlı bir imaja dönüştü.
Bir restoranda, kafede ya da sokak lezzetleri tezgâhında siyah eldivenli bir çalışan gördüğümüzde çoğumuz aynı şeyi düşünüyoruz: “Burası temiz, burada hijyene dikkat ediliyor.”
Oysa bazen en büyük yanılgı tam da görüntünün içinde saklıdır.
Geçen gün bir işletmede dikkatle izledim. Çalışan, eldivenli eliyle önce masaları sildi. Ardından kirli tabakları topladı, çöp kapağına dokundu, içine topladığı çöpleri bastı. Sonra hiçbir şey olmamış gibi aynı eldivenle ekmeğe uzandı, salatayı hazırladı, servise devam etti.
Eldiven hâlâ elindeydi.
Ve kimse rahatsız görünmüyordu. Çünkü görüntü temizdi. Eldiven yerindeydi; yani “hijyen” tamam sanılıyordu.
Oysa hijyen bir görüntü meselesi değildir. Eldiven takmak tek başına temizlik anlamına gelmez. Hatta yanlış kullanıldığında, tam tersine ciddi bir risk oluşturabilir. Çünkü insan çıplak eli kirlendiğinde bunu hisseder; yıkama ihtiyacı duyar. Eldiven ise bu hissi ortadan kaldırır. Kir devam eder ama farkındalık kaybolur.
İşte asıl tehlike burada başlıyor.
“Tek kullanımlık” denilen eldivenlerin amacı, gıdayı kirli temaslardan korumaktır. Bunun anlamı nettir: Her kirli işlemden sonra eldiven değişmelidir. Çöp kovasına dokunan, kirli yüzeyleri silen ya da parayla temas eden bir eldiven artık temiz değildir. Eldivenin hâlâ elde olması, onu hijyenik yapmaz.
Ne var ki birçok yerde eldiven, hijyen aracı olmaktan çok bir vitrin aksesuarına dönüşmüş durumda. Nasıl kullanıldığı değil, sadece görünmesi önemseniyor. Çünkü modern dünyada çoğu zaman gerçeğin kendisinden çok görüntüsü satın alınıyor.
Sorun yalnızca çalışanlarda da değil. Denetim anlayışında, eğitim eksikliğinde ve tüketici alışkanlıklarında da aynı yüzeysellik var. Bizler de çoğu zaman yalnızca gördüğümüz sembollerle yetiniyoruz. Eldiven varsa içimiz rahat ediyor; nasıl kullanıldığına bakmıyoruz.
Oysa asıl soru şu olmalı: O eldiven neye temas etti?
Hijyen, bir fotoğraf karesi değildir. Sürekli dikkat isteyen bir süreçtir. Disiplindir. Sorumluluktur. Daha da önemlisi, başkasının sağlığını önemseme meselesidir.
Bu yüzden mesele aslında eldiven meselesi değil, zihniyet meselesidir.
Çünkü gerçek temizlik lateksin yüzeyinde değil, insanın zihninde başlar.
Ve hijyen, en başta bir karakter sınavıdır.