içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ANNE BİR GÜNE SIĞMAZ

İnsanlık tarihi boyunca anne, yalnızca bir ebeveyn olarak değil; çoğu zaman kutsalın en somut hâli olarak görülmüştür. Eski toplumlarda onu tanrıça mertebesine yükseltenler de olmuş, Yaradan’dan sonra en değerli varlık sayanlar da…

İslam inancında da anne, eşsiz bir yere sahiptir. Hz. Muhammed (s.a.v)’in “Cennet annelerin ayakları altındadır.” sözü, bu değerin en veciz ifadesidir.

Nitekim Lokman Suresi’nde, annenin evladını türlü zahmetlerle taşıdığı ve ona iyi davranılması gerektiği açıkça vurgulanır.

Yani anneye verilen kıymet, yalnızca bir gelenek değil; insanlığın ortak vicdanıdır.

Erol Göksu’nun annesi Meryem Göksu

 

Bugün “Anneler Günü” dediğimiz özel gün de aslında bu kadim duygunun modern dünyadaki bir yansımasıdır.

1905 yılında annesi Ann Reeves Jarvis’i  kaybeden Anna Jarvis’in, onun anısına beyaz karanfiller dağıtmasıyla başlayan bu küçük anma, zamanla büyüyerek tüm dünyaya yayıldı ve “Anneler Günü“ olarak takvimlerde yerini aldı.

Türkiye’de ise 1955 yılından bu yana mayıs ayının ikinci pazar günü, annelere duyulan sevgi ve minnettarlığın sembolik bir ifadesi olarak kutlanıyor.

Ama şu soruyu sormadan geçmemek gerekir: Bir anne, gerçekten bir güne sığar mı?

Anneler, hayatımızın ilk tanıklarıdır. İlk nefesimizi duyan, ilk adımımızda elimizi tutan, ilk düşüşümüzde içi acıyan…

Onlar sadece bizi büyüten kişiler değildir; aynı zamanda bizi hayata hazırlayan rehberlerdir.

Bir şeyi başardığımızda en çok sevinen, kaybettiğimizde en çok üzülen… Bizi en iyi anlayan… Anne, anne, anne…

Bir çocuğun dünyasında anne, yalnızca bir insan değil; bir sığınaktır, bir limandır, bir saçaktır.

Modern ve çok şeyin dijitalleştiği hayat, pek çok şeyi olduğu gibi duyguları da hızlandırdı, değiştirdi, yerine göre bitirdi.
Komşuluklar ve dostluklar azaldı, sohbetler kısaldı, hatırlamalar gecikti.

Belki de bu yüzden, “Anneler Günü” gibi günlere daha çok ihtiyaç duyar olduk. Hatırlamak için bir gün belirlemek zorunda kaldık.

Oysa anne, hatırlanacak biri değildir. Unutulamayacak olandır. Haberleri izlerken içimi en çok acıtan zulüm gören kadınlardır ve hele bir de o anneyse…

Bu yazıyı yazarken içimde bir eksiklik var. Bu, annemin elini öpemediğim ilk “Anneler Günü” değil… ama her seferinde ilk gibi acıtan bir gün.

Bir insan yaşı kaç olursa olsun, annesini kaybettiğinde aslında sadece bir kişiyi kaybetmez. Kendisinden bir parçayı, çocukluğunu, sığınabileceği en güvenli limanı da kaybeder.

Bugün hâlâ onun sesini hatırlıyorum. Ve fark ediyorum ki bazı sesler, insanın içinden hiç gitmiyor.

Göksu ailesi için “Kara Şubat“

 

Annesi hayatta olanlar için söyleyebileceğim tek şey var: Onu kaybetmeden kıymetini bilin.

Çünkü bazı yokluklar, zamanla azalmaz. Sadece insan alışmış gibi yapar.

Sonuç olarak “Anneler Günü”, bir kutlamadan çok bir hatırlayıştır. Sevginin, sabrın ve karşılıksız fedakârlığın hatırlanışı…

 

Karaman KGRT TV‘si ve gazetelerinde vefat duyurusu

 

Ama anneye duyulan sevgi, bir güne bırakılmayacak kadar büyüktür. Çünkü hayatta bazı şeylerin karşılığı yoktur. Anne… Onlardan biridir.

 

 

Bu duygularla, kalbimde ayrı bir yeri olan ve anneme ithaf ettiğim şu dizelerle bitirmek istiyorum:

ANNE KADAR

Yâr olamaz hiçbir kimse
Anne kadar, anne kadar
Ne dost vardır, ne de seven
Anne kadar, anne kadar

Üzmemeli anneleri
Kırmamalı kalplerini
Kimse çekmez çilemizi
Anne kadar, anne kadar

Nur doludur yüzleri hep
Güler durur gözleri hep
Yoktur başka güzel sebep
Anne kadar, anne kadar

Söz – Müzik: A. Erol Göksu

https://youtu.be/v19JmLXywyA?si=6oJFO0zVnbUoesQs

© Göksu’nun şiirleri, şarkı sözleri ve besteleri, Kültür Bakanlığı Telif Hakları Müdürlüğü ve MESAM’da kayıtlıdır! Şarkılarını Spotifty,YouTube gibi dijital müzik platformlarından abone olarak izleyip dinleyebilirsiniz.Formularbeginn

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum