içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

RAMAZANDA İÇKİ REKORU KIRILDI

İçişleri bakanlığının bence hukuksuz ve sağlıkla salgınla ilgili olmayan, tamamen kendi kafasındaki siyasi görüşü zorla tüm ulusa kabul ettirmek, özgürlükleri kısıtlamak için çıkarılan bir duyuru ile on sekiz gün boyunca içki satışı yasaklandı.


Tabi bunu duyan halk marketlere ve tekel bayilerine içki almaya koştu. Bir zincir marketin yetkilisinden aldığım bilgiye göre bir günde satılan içki miktarı son beş yılın en yüksek rekorunu yakalamış. Ramazan olduğu için çok satılmaz düşüncesi ile yeterince içki stoğu yapılmadığı için nerdeyse market ve içki dükkanlarında içki kalmadı, raflar bom boş halde…


Gene eski bir tekel bayi arkadaşımla sohbet ederken böyle satışın 2000 yılında içki fiyatına zam gelecek söylentisi ile yaşandığını, gerçekten de o zamanki enflasyonla % 100'e yakın bir günde zam geldiğini, o zamanda böyle bir içkiye hücum yaşandığını anlattı. Bir de şimdi yasaklanacak korkusu ile son yılların en büyük içki satışını gerçekleştirmek, hele bir ramazan günü bunu başarabilmek de ancak bu iktidara yakışırdı.


Gerçekten de sürü psikolojisi mi desem, iktidara mesaj iletmek için mi desem neden olduğunu anlayamadığım bir şekilde herkes içkiye hücum etti. Hatta bir arkadaşım ki oruç tutar, bazen o da bizim zorumuzla bir kadeh içer içmez, o da gitmiş birkaç şişe içki almış. "Hayırdır" dedim "niye aldın, bu ramazanda orucu bırakıp içkiye mi başladın?" ne dese beğenirsiniz "belki bayramda içerim, ne bileyim insana yasak olunca daha bir tatlı geliyor" dedi. Ben de şaşırdım gerçekten…


Demek ki yasaklanacak korkusu insanı daha çok içki içmeye sevk ediyor. Gerçekten de öyle değil midir, bugün İran yasak olduğu halde en çok içki tüketilen ülkelerin başında gelir, görünüşte kimse içmez ama bakarsın en mollasının bile evinde içki vardır. Bizde de her zaman söylenen bir şey vardır, "kişi başı içki tüketiminde Konya birincidir" denir, doğru yanlış bilemem ama biraz da doğruluk payı vardır diye düşünüyorum. Mesela benim evimde dostlarım bilir, her zaman bol miktarda içki vardır ve çeşit çeşittir ama ben sadece dostlarla içmeyi severim, pandemi döneminde de dostlara hasret kaldığımız için içkide içemiyorum. Yani içkiye o yüzden hücum etmedim ve almadım da…


Demem o ki insanlar kafalarındaki yaşam tarzını zorla kabul ettirmeye kalkarlarsa aslında insanın doğası gereği daha çok o yasaklanan şeye ilgiyi artırırlar. Yasak olan şey her zaman daha caziptir. Yasaklar ve akıldışı hukuk dışı, sağlık dışı yasaklar bazı çevrelerce hoş karşılanıyor ve onlardan aferin alınıyor görünse bile toplumun çok büyük kesimi tarafından hiç de hoş karşılanmaz, nitekim bu yasağa iktidar partisi mensupları bile tepki göstermiştir.


Özgürlüğü herkes yanlış anlatır, özgürlük istediğini yapabilmek değil istemediğini yapmamaktır ve bunun yapılması insanın özgürlüğünü kısıtlamaktır. İnsanlara istemediği bir şeye zorlayıp, özgürlüklerini kısıtlayarak bazı şeyleri kabul ettiremezsiniz, daha çok nefreti, ötekileştirmeyi körüklersiniz, o da yarın çıkar senin önem verdiğin örneğin pudra şekerini yasaklar. Biliyorsunuz pudra şekeri kullanmak da yasalar önünde serbest satmak yasak. Ama neredeyse bu görüş içki kullanmayı yasaklayacak.


Her şeyi milletin sağ duyusu halledecek. Akşamcının meyhaneden çıkıp eve, dindarın sabah namazı için camiye gittiği aynı saatlerde birbirini selamladığı, hal hatır sorduğu günleri özlüyoruz.

(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum